24° Az bulutlu
  • EURO
  • DOLAR

“Başımız derde girer” politikasından bugünlere

Taha Dağlı/Haber 7 Askeri-siyasi olarak Libya’dayız, Irak’tayız, Suriye’deyiz, Akdeniz’deyiz. Yerli sismik ve sondaj gemileri, yerli silah …
    Gündem - 24 Ağustos 2020 00:12 A A

    Taha Dağlı/Haber 7

    Askeri-siyasi olarak Libya’dayız, Irak’tayız, Suriye’deyiz, Akdeniz’deyiz.
    Yerli sismik ve sondaj gemileri, yerli silah, tank, İHA-SİHA, yerli otomobil, hava savunma sistemi, nükleer santral ve nihayetinde doğalgaz.
    Hepsi son 4-5 yılın ürünü.

     

     

    Eski Türkiye denir ya hep, bunların hiç biri o yıllarda hayal bile edilemezdi.
    Birinin aklına gelse, bir başkası çıkıp, “başımızı derme mi sokacaksın” der, defteri daha açılmadan komple kapattırırdı.
    Hep böyle oldu, maalesef.

    Bağımsızlık, bağımsızlık derken, bağımsız dış politika denen şey, literatürde bile yoktu.
    Erdoğan liderliğindeki Türkiye, bunu yaptı, bağımsız dış politika uyguladı.

     

     

    IMF’ye borcu kapatıp bir daha IMF’nin kapısına gitmemekle başladı belki de bu bağımsız dış politika serüveni.
    Petrolü, doğalgazı parasıyla bile nereden satın alacağına karar verenler olurdu, Türkiye IMF’ye nokta koyarak, bu değişimi 2013’te resmen başlattı.

    İlk saldırı gezi adı verilen darbe kalkışmasıyla geldi.
    Ardından 17 Aralık 2013’te yargı yoluyla darbe denendi.
    2014-2015 yoğun terör saldırılarıyla geçti.
    2016’da 15 Temmuz darbesiyle, saldırılar tavan yaptı.

    Ağır bedel ödendi.
    Bu bedeli öderken, bugüne kadar hiç görülmemiş kararlılıkta bir irade sergilendi.
    Cumhurbaşkanı Erdoğan bu süreçte kim bilir kaç defa, “topunuzla tüfeğinizle gelin, bizi yolumuzdan geri döndüremeyeceksiniz” demişti, gerçekten de öyle oldu.

    15 Temmuz 2016 sonrası Türkiye, atlattığı saldırılardan sağ çıkarak, gücünü ortaya koydu.
    İlk iş Suriye oldu, PKK terörü sınırdan temizlendi.
    Ağustos 2016’da Suriye’ye girilirken, “ne işimiz var Suriye’de” sorularını duyduk.
    Bu soru hiç durmadı, sonrasında da defalarca soruldu.
    Çünkü Suriye’de PKK’ya arka arkaya darbe vurmak için bir çok kez operasyonlar gerçekleştirdik.

    Daha sonra o soruda, Suriye’nin yerini Irak aldı, Libya aldı.
    Çünkü Türkiye, gerçek bir bağımsızlık için Irak’a da Libya’ya da girdi.
    Akdeniz’e donanma indirdi.
    Egemenliğin resmi kaydı için Ayasofya’yı ibadete açtı.

    Ve şimdi Karadeniz’de doğalgaz bulundu.
    Eskiden şurada petrol varmış, denilirdi, Amerikalılar, Fransızlar gelir, açar bakar, sonra beton döküp, kapatarak, giderlerdi, “boşuna heveslenmişsiniz, hiçbir şey yokmuş meğer” derlerdi.

    Petrol-doğalgaz işi küresel mafyaya bağlı.
    Kendi başına çıkarıp, kendi başına kullanma işini öyle kimselere kolay kolay bırakmıyorlar.
    Türkiye bu riski bildiği için işi en baştan sağlama aldı.
    Kimselerin o pis burunlarını sokmasına en baştan izin vermedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan son yıllarda kaç defa şu lafı söyledi, hatırlarsınız, “kendi göbeğimizi kendimiz keseriz”, PKK konusunda da FETÖ konusunda da, enerji konusunda da hep bu yapıldı. Erdoğan’ın söylediği hiçbir şey lafta kalmadı.

    Askeri gücünüz, diplomasi geleneğiniz, yerli silahınız olsa da yetmeyebilir. Enerji konusunda da bağımsızlığa ulaşmanız gerek. Türkiye şimdi bunu yapıyor. Son bir adım kaldı, ha gayret.

    Türkiye bölgesel güç sürecini tamamladı, şimdi farklı bir level’dayız, daha büyük bir aktör oluyoruz.

    Bu haber 2 kez okundu.

    Etiketler: , , , ,

      Gündem - 00:12 A A
      BENZER HABERLER

      YORUM BIRAK

      YORUMLAR

      Hiç yorum yapılmamış.